BigBen

Önceki yazımda da bahsettiğim gibi 2 hafta önce İngiltere'deydim. Daha önce İngiltere'ye gittiğimde tam Londra'ya gideceğim hafta hasta olmuş gidememiştim. O nedenle bu sefer bir günümü ayırıp gezmek istedim. Tunca'nın bana hazırladığı gezi rotasını takip edip bir günde hızlı bir yürüyüş turu düzenledim. Madde madde sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Cabridge'de kaldığım için sabah tren ile Londra'ya gittim. Gezilecek yerleri görebilmeniz için King's Cross istasyonuna gitmeniz gerekiyor, oradan metroya aktarma yaparak Victoria istasyonuna geçiyorsunuz ve Londra'nın kalbindesiniz 🙂 Benim bu noktadaki en büyük hatam bileti gidiş-dönüş almayı becerememem oldu. İngiltere'de tek yön ve gidiş-dönüş biletler arasında ciddi bir fiyat farkı var. Gezi planınızı yaparken mutlaka bunu göz önünde bulundurun 🙂

Tunca'nın benim için fiş arkasına hazırladığı gezi rotası

Tunca'nın benim için fiş arkasına hazırladığı gezi rotası

Öncelikle o Londra'nın müthiş metro yapısından bahsetmek istiyorum. Londra'da bir çok metro hattı bulunmakta ve bu metro hatları çeşitli zone lara ayrılıyor. Metro ücretleri de bu bölümlere göre değişiyor. Örneğin, şehrin merkezi birinci bölgede ve bu bölgede gezmek en pahalısı. Bu nedenle metro kartınızı hem metroya binerken hem de inerken okutuyorsunuz.

Londra Metro Haritası

Londra Metro Haritası

Victoria İstasyon'unda indikten sonra kendinizi kalabalığa kaptırdığınız zaman kendinizi Buckingham Sarayı'nda bulabilirsiniz. Burası İngiliz Kraliyet ailesinin sarayı ama aslında turistik bir durak diyebiliriz. Biz de ki gibi olağanüstü güvelik önlemleri yok, karmaşa yok. Herkes önünde fotoğraf çektiriyor, çevresini izliyor.

 Buckingham Palace'ın hemen yanında ünlü Green Park var. Tek kelime ile alabildiğine yeşil, temiz bir alan. Biz de olsa oraya ne rezidanslar ne plazalar yapılırdı 🙁 Ama adamlar bir santimetre karesine dahi dokunmuyor ve dokunmayı düşünmüyor. İşte bu nedenle o özendiğimiz ülke halindeler.  Böyle bir parkı bir daha bulamam diye uzunca bir zaman orada vakit geçirdim hatta bir sincap ile arkadaşlık ettim. Çok sevimliydi kerata 🙂

Green Park'dan sonra Tunca'nın bahsettiği köprüyü bulmak için epeyce yürüdüm. Hayatımdaki en uzun yürüyüş parkurunu da sanırım bugün yaptım 🙂 Baktım yürümeyle bu iş bitmeyecek, trafiğin tersten akmasına aldırış etmeden bisiklet kiraladım. Sonrası daha büyük karmaşa, ben mi bisikleti taşıdım o mu beni taşıdı belli değil 🙂  Gezi boyunca en büyük yardımcım Google Maps oldu ve aşağıdaki haritayı hala ezbere biliyorum 🙂

 Bisikletimle birlikte turumu tamamlamak üzere Big Ben ve Parlamento binasına doğru yola çıktım. Televizyonlardan gördüğünüz yapıları gerçekte görmek çok daha büyüleyici oluyor. Burada da yüzlerce insan fotoğraf çektiriyordu ben de aralarına daldım 🙂

Eğer zamanınız olursa sizlere tavsiyem Londra'yı bir bütün olarak görmenizi sağlayan London Eye'a gitmeniz. Ben gidemedim sadece yanından geçtim ama bence turistik amaçla gidilen bir gezide mutlaka ona da zaman ayrılmalı. Ben akşam Cambridge'de Cadılar Bayramı'na katılacağım için gezimi kısa keserek dönmek zorunda kaldım. Zaten biraz daha gezsem cenazem gelecekti yorgunluktan. Hayatımda hiç bu kadar yorulmamıştım ama gerçekten değdi 🙂

Son olarak da kısacık çektiğim videolardan bir video hazırladım. Sanırım bu konuda biraz daha çalışmalıyım, daha iyi bir gezi videosu hazırlamak için etrafıma bakınmaktan çok kamerayla ilgilenmeliyim. İşte bunlar hep tecrübe 😛

(Toplam 196 defa okundu )
basakesin yazdı!
Elektronik ve Haberleşme Yüksek Mühendisi, doktora öğrencisi, araştırma görevlisi, profesyonel öğrenci... Daha detaylısı için buradan buyurun.