Belfast

Kongreyi bulup gitmeye karar verene kadar hiç bir fikrim olmayan şehirdi Belfast! Kongreye kabul alınca daha da detaylı araştırmalar yaptım. Öncelikle vize olayını açıklığa kavuşturmak istiyorum. Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık topraklarına ait bir ülke. Yani Belfast'a gitmek isterseniz, vize için İrlanda'ya değil İngiltere'ye başvurmanız gerekiyor. Türkiye'den Belfast'a ulaşım oldukça pahalı diyebilirim. Ben Londra'dan aktarmalı gittim. Türkiye'den direk uçuş bulunmuyor. Londra-Belfast uçuşumu EasyJet ile yaptım. EasyJet temel olarak dolmuş mantığında çalışan sürekli uçuşu olan ve bagajsız bindiğinizde gerçekten ucuz olan bir uçuş şirketi. Gelin görün ki benim valizim benden ağırdı 🙂

Belfast'ta Ibis Otel City Center'da kaldım ve fiyat performans oranı oldukça başarılıydı. Merkezi bir konumda olduğu için her yeri yürüyerek gezdim. İlk gün hemen otelin yanında kurulmuş olan St George's Market adında kurulan bir pazara denk geldim ve uzun bir süre ağzım açık orayı gezdim 🙂 1896 yılından beri kurulan pazar Belfast için oldukça önemli. Bizim pazarlara benzese de burada el emeği ile yapılmış ürünler, süslü sunumlar çok ön planda. Örneğin bir köşede deri çanta yapan, bir köşe de tablosunu boyayan, kurduğu tezgaha uygun konsepte giyinen çok farklı insanlar var. O nedenle ben büyülenmiş gibi gezdim ve bol bol fotoğraf çektim.

Kongreye gelecek olursak, Hilton Belfast'da idi gelin görün ki ben haşlanmış patatese talim ettim. Bu kadar kötü yemek bir arada olamaz. Bu tabi ki de Hilton'un kötülüğünden değil onların yemek zevkinden. Neyse ki Fish&Cips bulmam çok uzun sürmedi 😛 Kongre'de 2. gün sunumumu yaptım ve kendimden beklediğimden daha iyi bir performans gösterdim. Çinli ve Çek arkadaşlarım oldu 🙂 En son Çinlilere Başak Esin Köktürk dedirtmeye çalışıyordum ama ben başarıya ulaşamadan kongre bitti 😛

Belfast'ta en ünlü yapı Titanik Müzesi, buraya da kongrenin gala yemeği için gitme fırsatımız oldu. Burayı ilk gördüğümdeki tepkim, bu adamlara ufacık bir çöp parçası ver ve müzesini yapın de, kesinlikle harikalar yaratırlar. Müzecilik anlayışları, bakışları kesinlikle bizden çok farklı. Biz de müzelerde eserler cam vitrinler arkasında sergilenir ve yanlarında kısa bilgilere yer verilir. Bir uçtan girer, ilgini çeksin çekmesin hepsine şöyle bir göz atar çıkarsın. (Tabi bu benim gibi çok ilgili olmayan kişiler için geçerli. Babam için durum çok farklı 😛 ) Fakat İngiltere'de durum daha başka, bir müzeye girdiğiniz zaman size eserleri göstermiyorlar o dönemi yaşatıyorlar. Titanik Müzesi'de bunun güzel bir örneği... Titanik'in Belfast'ta başlayan inşasından batana kadar ki yolculuğu, içerisindeki yolcuların hayat hikayeleri, battıktan sonra kalıntılarının bulunması ve inceleme süreçleri detaylı bir şekilde ele alınmış. Müzenin içerisinde üst kata çıkma işini bile işçilerin o dönem kullandığı kafes gibi yük asansörleri ile yapıyorsunuz. Hologramlar ile oluşturulan özel salonlar ise beni büyüledi. Kendinizi kaptırarak tamamen geminin içerisindeymiş gibi hissedebilirsiniz. Titanik Müzesi hakkında aşağıdaki videodan fikir edinebilirsiniz.

Aslında Belfast'ta gezilebilecek yerler olmasına rağmen yorgunluk ve kongreden aldığım burs nedeniyle çalışmak zorunda olmam gezmeye pek vakit bırakmadı. Fakat eğer yolunuz düşerse Botanik Bahçesi'ne ve tabi ki Belfast'ın en ünlü Irish Pub'ı olan Crown Bar'a uğramadan gelmeyin 🙂 (Bir insanın Belfast'a yolu mu düşer demeyin bakın benim düştü 😛 )

Belfast'ın turizm i ile belediye çok yakından ilgileniyor, buna kongrede bizzat şahit oldum. Belediyede görevli yaşlı ton ton bir amca gelip benimle anket yaptı ve yemeğinde hayat pahalılığına kadar her konuda görüşlerimi kendisine ilettim. Umarım Belfast'ın gelişimine ufak da olsa katkım olmuştur 😛 Belfast'ı ziyaret etmeden önce bu sayfadan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Bu da kendime anı olarak hazırladığım Belfast turu videom 🙂

(Toplam 1.575 defa okundu )
basakesin yazdı!
Elektronik ve Haberleşme Yüksek Mühendisi, doktora öğrencisi, araştırma görevlisi, profesyonel öğrenci... Daha detaylısı için buradan buyurun.